
İş kazası tazminatı davası, iş kazası nedeniyle yaralanan işçinin ya da kazada hayatını kaybeden işçinin yakınlarının, SGK ödemeleriyle karşılanmayan zararları için işverene karşı açtığı davadır. Davanın görülebilmesi için olayın iş kazası sayılması, bir zararın doğması, zararla kaza arasında illiyet bağı bulunması ve işverenin sorumluluğunun kurulabilmesi gerekir.
İş kazası tazminatı davasının şartları
1. Olayın iş kazası sayılması
Hangi olayların iş kazası sayıldığı 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılmıştır: işyerinde bulunulan sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışına gönderilme sırasında, emziren kadın işçinin süt izninde ve işverence sağlanan servisle gidiş gelişte meydana gelen kazalar. Kazanın SGK'ya bildirilip bildirilmediği bu niteliği değiştirmez; bildirim süresi için iş kazası bildirme süresi yazımıza bakabilirsiniz.
2. Zarar
İşçinin bedensel veya ruhsal bir zarara uğramış olması gerekir. Zarar; tedavi giderleri, çalışılamayan dönemdeki kazanç kaybı, kalıcı iş gücü kaybı ya da ölüm şeklinde ortaya çıkabilir.
3. İlliyet bağı
Zararın kazadan kaynaklandığı gösterilmelidir. Bu genellikle hastane kayıtları, adli tıp veya SGK sağlık kurulu raporları ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konur.
4. İşverenin sorumluluğu
İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç gereci eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m.417/2; 6331 sayılı Kanun m.4). Bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan zararlar, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir (TBK m.417/3). Davada genellikle bir iş güvenliği bilirkişisi kazadaki kusur oranlarını belirler; işçinin kendi kusuru da tazminatın hesabında dikkate alınabilir.
Hangi tazminatlar istenebilir?
- Maddi tazminat: Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik dönemindeki kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik nedeniyle ileride uğranacak kazanç kaybı ve gerekiyorsa bakıcı gideri.
- Manevi tazminat: Kazanın yol açtığı acı ve üzüntü için. Tutarı; olayın ağırlığı, kusur oranları ve tarafların durumu gibi ölçütlere göre hâkim belirler.
- Ölüm hâlinde: İşçinin desteğinden yoksun kalan yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı, ayrıca yakınlar manevi tazminat isteyebilir. Cenaze giderleri de talep edilebilir.
SGK ödemeleri ile işverenden istenen tazminat arasındaki ilişki
İş kazasında SGK, şartları varsa işçiye geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri öder; ölümde hak sahiplerine gelir bağlar. Bu ödemeler zararın bir kısmını karşılar. Tazminat davasında ise SGK tarafından karşılanmayan zarar istenir. Aynı zararın iki kez ödenmemesi için, SGK'nın bağladığı gelirin değeri maddi tazminatın hesabında dikkate alınır.
SGK ayrıca, kaza işverenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı davranışı sonucu meydana gelmişse yaptığı ödemeleri işverene rücu eder (5510 sayılı Kanun m.21). Bu rücu davası, işçinin kendi tazminat davasından ayrıdır.
Dava öncesi arabuluculuk gerekir mi?
Hayır. İşçi alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; ancak iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit ve rücu davaları bu zorunluluğun dışındadır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3). Taraflar isterse yine de arabuluculuğa gidebilir; bu konuda arabuluculuk sayfamıza bakabilirsiniz.
Görevli ve yetkili mahkeme
Dava iş mahkemesinde açılır. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer mahkemesidir; iş kazasından doğan tazminat davalarında ayrıca kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 sayılı Kanun m.6). Örneğin Esenler, Bağcılar veya Güngören'de meydana gelen bir kazada dava çoğu durumda Bakırköy Adliyesi'ne bağlı iş mahkemelerinde görülür; bu mahkemeler Bahçelievler'deki ek hizmet binasında bulunur.
Zamanaşımı
İşverenin iş güvenliği yükümlülüğüne aykırılığından doğan tazminat talepleri, sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabi olduğundan kural olarak Türk Borçlar Kanunu m.146'daki on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Sürenin ne zaman başladığı (örneğin kaza tarihi mi, kalıcı iş gücü kaybının kesin olarak öğrenildiği tarih mi) somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle süre hesabını tek başına yapmak yerine dosyayı erken incelemek önemlidir.
Tazminat nasıl hesaplanır?
Maddi tazminat genellikle aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanır. Hesapta şu bilgiler kullanılır:
- İşçinin kaza tarihindeki gerçek ücreti ve yaşı,
- Sağlık kurulu raporuyla belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranı,
- İşveren ve işçinin kusur oranları,
- SGK'nın bağladığı gelirin değeri,
- Aktif ve pasif çalışma dönemleri.
Örnek durum (temsilidir): Bağcılar'daki bir metal atölyesinde koruyucu kapağı sökülmüş bir preste çalışan işçinin parmağı kopuyor. Bilirkişi raporunda işverenin makine güvenliğini sağlamadığı için ağır kusurlu olduğu belirleniyor ve sağlık kurulu işçide kalıcı iş gücü kaybı tespit ediyor. İşçi, SGK'nın bağladığı sürekli iş göremezlik gelirinin karşılamadığı kazanç kaybı ile manevi tazminat için iş mahkemesinde dava açabilir.
Dava ne kadar sürer?
Adalet Bakanlığı her dava için bir hedef süre belirler; bu süre UYAP'ta görülebilir ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Somut süre dosyaya göre farklılık gösterir. İş kazası davalarında kusur ve maluliyet raporları ile aktüerya hesabı çoğu zaman sürenin belirleyicisi olur.
İş kazası tazminatının genel çerçevesi için tazminat davası sayfamıza, iş hukukundan doğan diğer uyuşmazlıklar için iş avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu konuda hukuki destek almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Durumunuza özel değerlendirme için Esenler'deki büromuzla iletişime geçebilirsiniz.